24 Ocak 2009 Cumartesi

ben kimim?

Az mıyım çok muyum?
Var mıyım yok muyum?
Ben neyim?
Masal mıyım gerçek miyim?
Kaç mıyım göç müyüm?
Hiç miyim suç muyum?
Ben kimim?
İbret miyim cinnet miyim?
Hiçlikler içinde kanayan yürek
Yokluklar içinde savaşan beden
Boşluklar içinde karışan zihin
Güçlükler içinde değil miyim?
Yoksa Yoksa
Her ihanete akıl erdiren
Her cehalete kılıf uyduran,
Her esarete fiyat biçtiren
Sen değil de ben miyim?


Ses miyim sus muyum
Sis miyim pus muyum
Ben neyim

Deha mıyım Heba mıyım

Ak mıyım pak mıyım
Al mıyım Sat mıyım
Ben kimim

Yarar mıyım ziyan mıyım

Yalanlar içinde doğruyu bulan
Cayanlar içinde sözünde duran
Satanlar içinde ayak direyen
Yananlar içinde değilmiyim

Her adalete duvar ördüren
Her cesarete kilit vurduran
Her asalete boyun eğdiren
Sen değil de ben miyim

Geçimsizim bugünlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Çaresizim doğduğum yerde
Gölgesizim her gün her yerde

14 Ocak 2009 Çarşamba

"Çocuk masallarında prensesler kurbağalara öpücük verir ve kurbağalar sevimli prenslere dönüşür. Gerçek yaşamdaysa, prensesler prensleri öper ve prensler kurbağaya dönüşür."

10 Ocak 2009 Cumartesi

bir zamanlar en sevdiğimdi
sonra ne olduysa ayrı düştük..
biz hep aynı kalacağız sanırdım
ama artk yolda görünce bile görmemezlikten gelmeyi seçer olduk...
neden mi?
keşke bilsem
keşke...

9 Ocak 2009 Cuma



en uzak mesafe ne afrika'dır,
ne çin,
ne hindistan,
ne seyyareler
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan.

cy

her zaman aynı fikirde olmamıştık ama bir kere biz olmuştuk. sonra ne oldu da sen ve ben olarak ayrı düştük? senin için güneş doğduğunda benim için sel mi götürecekti ortalık? peki ya hatıralarımıza ne olcaktı şimdi, silinip gidecek miydi, yoksa hafızamızın içinde bir yerlere mi gömülecekti?... sen ben olmaktan vazgeçtiğinden beri hayat sadece geçiyor artık.....

1 Ocak 2009 Perşembe

ironi ?

yeni yılın yeni haberleri hep güzel şeyler olmazdı ama bu seferki pek bi acıttı... ölüm gelince nedeni sadece bahane ya da teferruattır diye boşuna dememişler. şu olmasaymış bu yapılsaymış'larla başlayan cümleler geri getirmez gidenleri, dindirmeye yetmez acıları... bir de bu ölüm günleri insanlar için mutlu ya da anlamlı günlere denk geldiğinde o özel günlerin boş , gereksiz ve sıradan olduğu iğne batması gibi bir his verir insana..
yeni yılın ilk saatlerini görebilmişlerdi birlikte. ne büyük mutluluktu... en sevdikleriyle saymışlardı ondan geriye yavaş yavaş ve yüzlerinde tebessümle.. kutlamışlardı yeni gelen yılı güzel dileklerle.. sarılmışlardı birbirlerine içtenlikle ve daha nice yıllar birlikte olmayı dileyerek...
hayat böyleydi yine birileri gülerken birileri ağlıyordu... yeni yılımız hoş gelsin..