17 Mayıs 2009 Pazar
adım
bir adım daha attık bugün. annem sayesinde oldu aslında. dün bana dediği gibi yapmadı, beni korkutmadı. ben arkamı döndüğümde elini sıkıp gülümsedi ona. şimdi ikimiz de daha çok mutluyuz, umutluyuz. seni seviyorum anne, olumsuz olan her şeyden sakındığın için.
6 Mayıs 2009 Çarşamba
mutluluk
ta içinden, derinlerden taşıp, yüzüne fışkıran gülümsemeyle sımsıkı sarılırma isteğidir sevdiğine. bir de paylaştıkça artar, gözlerden gözlere, yüreklerden yüreklere...
4 Mayıs 2009 Pazartesi
babanne
dünyaya geldiğim günden beri yanımdaydı, yanımızdaydı. bütün surat asmalarına, bütün huysuzluklarına rağmen bir tek gün kötü söz duymadım ona karşı söylenen. o büyüktü, saygı gösterilmeliydi her daim. ama ona bunlar yetmedi. bir gün hiçbir şey söylemeden gitti yanımızdan, sanki kavgalı ya da küs gibi kızının yanına kaçtı, bir gün bile oğlum demediği oğlunun yanından. sonra oğlum demediği babam üzüldü, sinirlendi, üzüldü. ne zaman babannemi görmeye gitsem ağladım. çünkü hep suçladı babamı sanki düşmanıymış gibi konuştu. anlayamadım içini dolduran nefretin nedenini. annem her zaman der, içinde kötü duygulara yer verme kötülük küçük bir fırsat bulduğu anda kocaman olmayı çok kolay başarır diye. ben içimde hiç kin beslemedim. ama ona karşı olan sevgim gittikçe azalıyor, yerini üzüntüye bırakarak. bugün suriye teyzenin cenazesinde gördüm babannemi, yaklaşık iki aydır görmemiştim. gittikçe yüzündeki nurun söndüğünü gördüm. ağzından çıkan her söz mü acıtır insanın canını, nasıl başarıyor bunu anlayamıyorum. insan karşısındakini suçlayarak ne kadar daha kendini aklayamaya çalışabilir ki? oysa önce kendine bakmalı insan, önce aynayı kendine tutmalı ki karşısındakini görebilsin. ama yok yine de izin vemeyeceğim içimde kin olmasına, çünkü ben onun gibi değilim. olmayacağım...
1 Mayıs 2009 Cuma
telefon
telefonu seviyorum, çünkü en azından sesinini duyabiliyorum.
telefondan nefret ediyorum, çünkü yalnızca sesini duyabiliyorum.
telefondan nefret ediyorum, çünkü yalnızca sesini duyabiliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)